Gelecek Bize Neler Getirecek? – Dele Atanda

by Sinan Oymacı 0

Dele Atanda 1

IBM IX’ten Dele Atanda ile kurumsal kısmın dışına çıkarak kişisel konuları konuştuğumuz bir söyleşi daha gerçekleştirdim. Bu bölümde gelecek vizyonu, kitabı ve bir STK hakkında sorular yönelttim.

Birinci bölümü okumak için lütfen tıklayınız

– Makineler insanların yerini alabilir mi?

– İnsanlar tekillik ve makinelerden bahsediyor. Herkes Terminator gibi ürkütücü bir şeylerden çekiniyor.

Biz IBM’de, insanlara yardım edecek makineler üzerinde artırılmış zekaya odaklanıyoruz.

Gerçek tekillik, makine zekasının ve biyolojik zekanın bir araya gelmesidir bence. İnsanların iyi yaptığı şeyler, makinelerin yapamadığı şeyler vardır. Ya da makinelerin insanlardan çok daha iyi yaptığı şeyler vardır. Son noktadaki başarı, nihai başarı öyküsü, gelişen bu iki konunun uyum içinde bir araya gelerek, birleşik zekaya sahip olması ile gerçekleşecek.

Distopik bir geleceğe ulaşmak mümkün. Ancak hangi yönde gelişirse gelişsin, gelecekte daha fazla insan veya daha fazla makine olup olmadığımız insan ve yapay zeka bağlamının yakınlaşması olarak ortaya çıkacaktır.

‘Yapay’ terimini biraz yanıltıcı buluyorum. Çünkü gerçekten ve gerçekten, bu insanoğlunun kibrinin bir parçası. Doğal olarak hepimiz birbirimizden ayrıyız. Fakat bu, doğanın zekasını ifade etmesinin bir şekli olabilir. Zaten bizler doğal zekanın doğal gelişimini hızlandırabiliriz. Makine ve zekanın gelişimini bu şekilde düşünmeyi tercih ediyorum.

– Biraz da kitabınızdan söz edelim: ‘Digitterian Tsunami: Web 3.0 ve NEO Vatandaşlığın Yükselişi (İnternetin Evrimini Geliştiren 21 İlke) (Cilt 1) – ‘The Digitterian Tsunami: Web 3.0 and the Rise of the NEO Citizen (The 21 Principles Driving The Evolution of The Internet) (Volume 1)

– 2012’de yazdığım bir kitap. Dijital dünya hızla değişiyor. Geleceği bu kadar kolay tahmin edemezsiniz.

– Web 3.0 ne olacak?

– Genel düşünce geleceği öngöremeyeceğiniz doğrultusunda. Kimse ne olacağını bilmiyor. Her şey çok hızlı değişiyor. Dünya çok çabuk değişiyor.

2017’ye geldiğimizde 2015’te – sadece iki sene önce – tahmin edemediğimiz bir sürü gelişimi gördük. Ancak genelde değişiklikleri yönlendiren önemli trendler gözümüzün önünde. Bu trendleri anlar ve özümsersek, gelecekle ilgili daha donanımlı olacağız.

Bill Gates, ‘Önümüzdeki iki sene içinde meydana gelecek değişiklikleri her zaman abartıyoruz ve önümüzdeki on yıl içinde meydana gelecek değişiklikleri ise küçümsüyoruz’ dedi.

Bence uzun vadede büyük trendlerin neler olacağını biliyoruz. Sosyal ekonomi, sanal, planetarizm, hizmetlerin ayrıntılandırılması, özeksellik gibi makro trendleri tanımak olası. Bütün bunlar oyunun bir parçası ve giderek önemlerini arttırıyor.

‘Digitterian tsunaminin amacı, bu önemli trendlerin anahatlarını tanımlamaktı. Bu, geleceği nasıl planlayacağımıza dair bir kılavuz olabilir. Kullanacağımız çalışma ortamının bir tanımı. Bunların pek çoğu kendilerinin doğru olduklarını ispatladı.

– Bu kitap, serinin ilk kitabı mı?

– İkincisi üzerinde çalışıyorum. Ne hakkında olacağını biliyorum. Seride üç kitap olacak. Üçüncü olanın ne olacağını henüz bilmemem gerçekten heyecan verici.

İkinci kitap benim için yeterince ilginç bir alan. Bu, tekillik, biyolojik zeka ve makine zekası yakınsamasının bir parçası olacak. İkincisinin asıl merkezî teması sanayileşme sonrası. Sanayileşme sonrası çağda yaşamak ne anlama geliyor? Çünkü bugün dünyaya baktığımızda, dünyadaki birçok eserin sanayileşmenin sonucu olduğunu düşünüyorum. Ancak, tarihi bir bütün olarak ele alıp, değerlendirdiğinizde, sanayileşme tüm tarihimizde yabani bir ayrık otu gibi duruyor. Bu büyük bir hızlandırıcı. İlerlememiz konusunda çok şey yaptı. Ancak aynı zamanda birçok açıdan çok fazla hasar verdi. Sosyal medya ve benzerlerini anlamaya çalışıyoruz. Pek çok şeyi temsil ediyorlar.

Teknoloji, yeni organizasyon şekilleri üretiyor. Bana göre sanayileşmenin merkezî unsurlarından biri merkezileştirme. Bu gerçekten endüstriyel çağın büyük başarısı. Üretim, sermaye ve iletişim gibi şeyler merkezileşiyor. Bunun bir sonucu olarak, ulus-devletler ortaya çıkmış gibi. Fakat teknoloji şimdi, blockchain gibi merkezileştirilemeyecek ürünleri ortaya çıkarmaya başlamış durumda. Hem de, internetin belirleyici olmaya çalıştığı bir ortamda. Şimdi aslında çok verimli, ölçeklenebilir bir şekilde ancak merkezî olmayan bir biçimde çalışabiliriz. Sanırım bunun post-endüstriyel bağlamda sanayileşme kadar dramatik olacak yeni bir işletme modeli için plan oluşturacağına inanıyorum.

İkinci kitap, eğer zaman bulabilirsem bunun hakkında olacak.

– Bir STK kurduğunuzu da biliyoruz. Amacı nedir, neler yapar?

– Evet, the Internet Foundation – IF -.

Benim, mahremiyet, gizlilik ve insan hakları konusundaki tutkumla ilgili. Bundan yıllar önce kişisel verilerle ilgilenmeye başladım ve giderek konunun gözüktüğünden daha büyük bir sorun olduğunu anladım.

Sonuçta bunun bir insan hakları meselesi olduğunu fark ettim. Daha ayrıntılı olarak incelediğim gibi, dijital çağ için insan haklarının yeniden yorumlanmasına ihtiyaç duyulduğunu gördüm. The Internet Foundation – İnternet Vakfı – öncelikli olarak iki şeyi savunmak için kurulmuştur:

Birincisi; sayısal haklar evrensel beyannamesinin sayısal ortamdaki insan haklarının bir uzantısı olarak belirlenmesi.

İkincisi, şirketlerin tüketici verilerini nasıl kullanmaları gerektiğini belirleyecek ve sorumsuzluklarını devre dışı bırakacak, sürdürülebilir bir ortam için temiz veri koşullarını oluşturmak. Bunun eninde sonunda bir sürdürülebilirlik meselesi olduğuna inanıyoruz. Yirminci yüzyılda ve 21. yüzyılın başlarındaki kişisel veri kullanım modellerinin, artık bu ürünler için para ödemiyorsanız, modellerin sürdürülebilir olmadığını düşünüyoruz.

Avrupadaki yasal düzenlemelerde, – GSYİH – Genel Veri Koruma Yönetmeliği – yapılan değişikliklere bakıyoruz. Mevzuatın bu şekilde ilerlediğini görmeye başlayabilirsiniz.

Ana fikir, verilerin bir mal, bir varlık olması. Bu verileri bulmak o kadar zor değil. İnsan haklarını esas alırsak, bu veriler bizim kişisel mal varlığımız. Verileri nasıl kullandıracağımız ve nasıl işleneceğini düşünmeliyiz. STK bunun için kuruldu.

– Bir şey eklemek ister misiniz?

– Hemen hemen her konuyu kapsadık.

Eklemek istediğim tek şey ‘Şu anda çok garip bir dünyada yaşıyoruz’.

Bir söz anımsıyorum; ‘Her gün gerçek diye nitelendirdiğimiz bu şey, aslında bizim kendimize söz verdiğimiz bir durum’.

Sanırım gerçeklik pek çok açıdan birleştiricidir. Geleceğin açıkça tanımı için agresif ve iyimser vizyonları olan insanların belli bir vizyonda davranmaları çok önemlidir. İnsanları rüyaları için bir şeyler yapmaya teşvik ediyorum. Vizyonerler bunları ifade etmek ve onları büyütmek için oradalar. Çünkü dünyanın şimdi aradığı şey bu. Artık hiçbir şey taşa yazılmıyor. Sanırım, çoğumuz açık seçik pek çok şeyi tanımlamaya başlayabilir ve daha gerçekçi olmaktan çok, daha yere basan ve gelişen bir gelecek verebiliriz. Bu benim son yorumum. İnsanların korkunç ve korkutucu bir gelecek olan distopik geleceğin, ilerici yeni alternatifini şekillendirmek için yatırım yapacaklarını varsayıyorum.

– Sizin dışınızda izlememizi önereceğiniz üç fütürist ismi sıralayabilir misiniz?

– ‘Ray Kurzweil’ kendi alanında bir efsane.

Ben, bilimkurgu yazarlarının büyük bir hayranıyım, ki onlar geleceği çok iyi şekillendiriyorlar.

Etkileyici biri, ‘Arrival’ filminin yazarı. ‘Ted Chang’ inanılmaz bir yazar.

Arthur C. Clark’ favorilerimden bir diğeri.

Tüm zamanların en çok sevdiğim kitaplarından biri, ‘Frank Herbert’ ‘ın ‘Dune’ adlı eseridir Kanımca kendisi benzersiz bir vizyona sahip bir futuristtir.

– Beş yapalım.

Elon Musk’. Onun yenilikçi, girişimci ve sanırım gelecek korsanı olduğunu düşünüyorum. O, ortaya çıkaran, geleceği bugüne getiren ve tartışılmaz kılan kişilerden birisi. Onun tanımladığı gelecek geliyor.

Sıralarsak: Ray Kurzweil, Ted Chang, Arthur C. Clark, Frank Herbert, Elon Musk.

– Çok teşekkür ederim.

– Çok keyif aldım. Ben teşekkür ederim.

Sinan Oymacı

IBM İnteraktif Deneyim ekibinde Digital Experience Yöneticisi Dele Atanda ile İngilizce yaptığım Türkçe özetli röportajı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.